Nasreddin Hoca
Tarihçe
Yazıya geçirilmiş ilk Nasrettin Hoca hikayesini Sarı Saltuk'un hayatını anlatan Saltukname içermektedir. Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Cem'in (sonradan Cem Sultan ismiyle tarihe geçecektir) şehzadeliği esnasında verdiği talimat üzerine Ebühayr Rumi tarafından Saltukname yedi senelik bir çalışma sonucunda Türk sözlü geleneğinden toplanarak 1480 yılında tamamlanmış ve kitaplaştırılmıştır.
Abdullah Efendi´de başlamış ve tahsilinin sonunda babasının yerine köyünde imamlık yılında vefat ettiği şeklindeki rivayet göz önüne alınırsa, onun, Selçuklular devrinde yaşadığını ve Timur Han ile görüşmediğini dikkate almak gerekir.
Sivrihisar'ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu söylenmektedir.
Kişiliği
Nasreddin Hoca, insanlara doğru yolu gösteren, iyilikleri bildiren, doğruya sevkeden ve kötülüklerden sakındıran bir veli idi. Bu işi yaparken tabiatı icabı kendisine has bir yol tutmuştur. Böylece hakkın anlatılması ve cemiyetteki bozuk yönlerin düzeltilmesi için, meseleyi halkın anlayacağı bir dil ve üslup ile, gayet manidar Latifler halinde kısa ve öz olarak dile getirmiştir.İyilikleriyle,mizahıyla her zaman insanların dikkatini çekmiştir.Yaşadığı sade hayatıyla bir halk kahramanıdır.Türk milletinin zekasını ve nükte gücünü en iyi o anlatmıştır.Nasreddin Hoca fıkralarıyla bir yandan güldürürken diğer yandan düşündürür.
Fıkralarından Seçmeler
Parayı Veren Düdüğü Çalar
Nasreddin Hoca bir gün ,Akşehir pazarına gitmek üzere yola çıkar.Mahallenin çocukları onu görünce başına toplanıp,istekte bulunurlar.
-Hoca Efendi, ne olur bize pazardan düdük al…derler
Nasreddin Hocada çocukların elinden kurtulmak için:
-Peki alayım,der.
Çocuklardan biri:
-Bu parayı al ve benim düdüğümü sakın unutma.der.
Hoca pazarda işini bitirince eve döner.Çocuklar yolda onu bekliyorlardır.
-Hoca, düdüklerimiz nerde? Diye bağrışırlar.
Nasreddin Hoca parayı veren çocuğa düdüğünü uzatıp söyle der:
Konu: nasrettin hoca
ben onun fikralarini cok severim.:)
Bağlantı »